Konu's profileBiraz sıradan. Biraz sır...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
Biraz sıradan. Biraz sıradışı...Korkmuyorum... Ruhumdaki fırtınada boğulmaktan, Karanlıkta yollarımı kaybetmekten!... |
||||||||||||||||||||||||||||||
|
December 15 Hayyam gelip kral olsa!Yeri aşsak yıldızlara dalsak
Göğe ersek tenden ayrılsak
Yarı sarhoş tam aşık yaşasak hiç ölmesek Yarı sarhoş tam aşık yaşasak hiç ölmesek.
Kafam şimdi bir dünya Döner yalpa yalpa.
Akan sular şarap olsa Hayyam gelip kral olsa...
Düşsek Aksa yıllar yaş tutmasak.
Yarı sarhoş tam aşık yaşasak hiç ölmesek Yarı sarhoş tam aşık yaşasak hiç ölmesek.
Kafam şimdi bir dünya Döner yalpa yalpa.
Akan sular şarap olsa Hayyam gelip kral olsa... Demir Demirkan... November 28 AnlamazdınAyla Dikmen - Anlamazdın Sevilirken bilmedin mi? Anlamazdın anlamazdın, Kalbim bomboş kaldı sanma, Anlamazdın anlamazdın, October 15 Nefes alamıyorum.Nefes alamıyorum işte
Göremezken seni.
Çeksen ellerini ellerimden,
Gideceğim bu dünyadan.
Nefes alamıyorum!
Birileri sürekli seni soruyor.
Cevap vermiyorum.
Duymuyorum soruları,
Sormasınlar nasıl diye.
Ne olduki soruyorlar?
Biz her zamanki biz,
Sen her zamanki sensin.
Ben nefes alamıyorum!
Bakmıyorum sana
Bakamıyorum...
Birşeylerin eksik olmasından,
Baktığım yerde olmamandan
Korkuyorum...
Işığı kaybetmekten,
Umudu kaybetmekten,
Seni kaybetmekten
Korkuyorum.
Nefes alamıyorum!
Ters giden birşeyler var.
Yavaşladı mı dünya?
Ben özlerken seni burada
Nefes alamıyorum.
15 Ekim2008
01:54
qp
July 30 Candan erçetin - Hayranım sanaTanırım kendimi,
Hiddetim taşar benim. Dalga dalga Hırçın hırçın Tokat gibi vurur sözlerim. Yıpratır bedenini. Bilirim seni, Hüzün etrafı sarmışken, Sessiz kalırsın belli belirsiz. Ben bilirim seni. Acı bir tebessüm, Belli belirsiz bir tebessüm. Hayranım sana! Sabrına! Sakince karşımda durup, Meydan okuyan o tavrına! Varlığına... Korkmuyorum, Ruhumdaki fırtınada boğulmaktan! Karanlıkta yollarımı kaybetmekten! Biliyorum kurtarırsın beni sen! Işığım, Deniz fenerim... February 20 Yalnız' ın DurumlarıSen herşeyi süpürebilirsin; sonbaharı süpüremezsin,
Yalnızsa, sürekli bir sonbaharı süpürür hep.. Düşünemezsin. Yanar sobasında yalnız'ın üşüyen bakışları. Lambasında karınlığa dönük bir ışık titrer sönük-sönük. Penceresi dışına kapanmıştır, kapısı içine örtük. Yalnız, bin yıl yaşar kendini bir an'da. Yalnız'ın nesi var, nesi yoksa tümü birdenbire'dir. Yalnız, bir ordudur kendi çölünde.. Sonsuz savaşlarında hep yener, kendi ordusunu. Yalnız'ın sakladığı bir şey vardır; Boyuna yerini değiştirir, boyuna onu arar... Biri bulsa diye. Yalnız, hem bilgesi, hem delisidir kendi dünyasının. Ayrıca; hem efendisi, hem kölesidir kendisinin. Tadını çıkaramaz görece'siz dünyasında hiçbirisinin. Yalnız, sürekli dinleyendir söylenmemiş bir sözü. Sözünde durması yalnız'ın yalancılığıdır kendisine.. Hep yüzüne vurur utancı. O yüzden gözlerini kaçırır gözlerinden. Yalnız'ın odasında ikinci bir yalnızlıktır ayna. Yalnız, hep uyanır ikinci uykusuna. Yalnız, kendi ben'inin sen'idir. Bir sözde saklanmış bir yalanı, bir gözde okuduğundan bakmaz kendi gözlerine bile. Her susadığında o, kendi çölündedir. Kendi öyküsünü ne anlatabilen, ne de dinleyebilen. Kendi türküsünü ne yazabilen, ne söyleyebilen. Bir zamanlar güldüğünü anımsar da... Yoğurur hüzün'ün çamurunu avuçlarında. Yalnız, aranan tek görgü tanığıdır yargılanmasında kendi davasının.. Her duruşması ertelenir kavgasının. Yalnız, hem kaptanı, hem de tek yolcusudur bakmakta olan gemisinin.. Onun için ne sonuncu ayrılabilir gemisinden, ne de ilkin. Yalnız'ın adı okunduğunda okulda ya da yaşamda.. Kimse, "burda" deyemez.. Ama yok da.. Uykunun duvarında başladı.. Önceleri bir toz gölgesi sanki; sonra bir yumak yün gibi. Ama şimdi iyice görüyor örümceğin ağını gün gibi. Yalnız, duymuş olduğunun sağırı, görmüş olduğunun körüdür.. Ölür, ölür öldürür.. Öldürür, öldürür ölür. Duyduklarını unutur, duyacaklarını düşünür. Yalnız'ın adına hiç kimse konuşamaz.. O, kendi kendisinin sanığıdır. Yalnız, önceden sezer sonra olacakları.. Paylaşacak biri vardır; anlatır, anlatır ona olanları, olmayacakları. Her leke kendisiyle çıkar. YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ. PAYLAŞILSA YALNIZLIK OLMAZ. Özdemir Asaf February 14 Gidenin ardından atılmış beşinci çığlık
Karda yürümek gibiydi seni sevmelerim .. Seviyorum karları ya; Bastığım yerde eriyorlar .. Sen yeni başlamış bir kar Soğuksun ama güzelsin .. Dokunduğumda eriyeceğin belli şimdiden Biraz olsun görmek ve tadmak için seni yürümek istiyorum Adımlarım incitiyor .. Durayım diyorum .. durayım ki burda sen sarsın her yanımı Ama gel gör .. bastığım yeri kar tutmuyor .. İmza o_O
January 07 Bilerek adsız bırakılan şiir
Sana her bakışımda gün batımını izledim gözlerinde. Üzgünlüğümü mırıldanırken yalnızlığın kulağına Bir gidişin ardından... Sensizliği titrek bir elden beyaz bir sayfaya Dökecek kadar yetenekli değilim ben. Öksüz bırakılmış onca umut ayrılığın ardından
Varlığın bir ağacı acıttı ismini kazıdığımda gövdesine
İmza Antied, Kopuk, Gökhan, Delim 07,01,2008
December 16 Zaten aşk kötü bir şaka!Sevmek bazen birini serbest bırakmaktır,
Bazende ölesiye yanında kalmak,
Bazen ölmektir onun için,
Ama çoğu zaman yaşamak...
qp
September 09 Afaroz!Mutlu olmanın yasak olduğu bu yerde, Bulabilir miyim ruhum için bir kaçış yolu Kendi içimde kaybolabilir miyim? Verdiğim kararların cezasını çekmeden, Mutlu olmanın bana çok görülmediği bir yere gidebilir miyim? Kaderden aforoz olabilir miyim? Bundan sonraki yıllarım için. Ve kendimi pollyanna ilan edebilir miyim bundan sonra. Mutluluğu hak etmenin yollarını bulduğum, Gülümsememin başkalarının mutluluğu olduğu bir yer bulabilir miyim? Bütün şiirlerimi bitirebildiğim. Bütün siyahların benden alındığı bir yer. Hapis olmuşken bu bedene, Mahkûmken bu yalnızlıklara, Ve her şeyimken bu yer! Gidecek cesareti bulabilir miyim içimde bir yerlerde? Kaçabilir miyim bu yaşamdan! Geride kalanlar canımı yakmadan Ruhuma dert olmadan hasret Bir ömür gitsem geri Kavuşabilir miyim çocukluğuma? qp August 22 Delim, aşkım, sevgilim…
Delim, aşkım, sevgilim… August 21 Delim, aşkım, sevgilim…
Delim, aşkım, sevgilim… August 20 Delim, aşkım, sevgilim…
Beni sevmek zorunda değildin. Bende sevmediğini her gün duymak zorunda değildim. Hiçbir şeyin değildim olmayacağıma da eminim. Tek başınaydım bu sevdada, Gittiğimde de yalnızdım döndüğümde de. Şimdi bir hoşçakal yeter bana. Delim bana bırak acılarını, Benim olsun tüm siyahlar, unut karanlıkları. Güneşler senin olsun, ben bakarım geceye.
Delim, aşkım, sevgilim…
Allaha emanet ol! qp
Çok şey var söylenecek hiçbiri söylenmemeli.
August 15 Yüreğimi sıkıştıran bu kesif hüzün, belki de terketmişlere özgü gizli bir terkedilme duygusudur.... August 14 BİR İNSANI UNUTMAKHiç Bir insani unutmak, bir insandan vazgeçmek, bir insani hayatından sonsuza kadar çıkartmak zorunda kaldın mı hiç? Ne zor şey değil mi ölmediğini bilmek, ama ölmüş gibi ulaşılmaz olması artık o insanın sana, ne kadar katlanılmaz bir Özlemek, bu kadar özlemek, etini kemiğini yakarcasına özlemek. Çok kötü değil mi? Bu kadar özleyip onu görememek, ona dokunamamak, onu işitememek, artık sonunun “Pi” hali değil mi? Biliyorsun değil mi? Ne kadar umutsuz bir arayıştır o, kalabalık caddede geçen binlerce yüze bakmak belki bir kez daha görebilmek için o yüzü, belki biraz önce geçti bu kaldırımdan diye düşünmek, belki su an arkamda yürüyen insanların içinde bir yerde demek, belki su an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yaşamak ne zordur değil mi? Ne kadar eritir insanı fark etmeden. Sende biliyorsun değil mi bunları. Bir sinema koltuğunda sende iki kişi gibi oturdun mu hiç? Hiç iki kişi gibi zevk aldın mı bir konserden yalnız başına. Güzel bir cafe keşfettiğinde, güzel bir film seyrettiğinde, güzel bir şarkı dinlediğinde güzellikleri oranında eksik kaldıklarını hissettin mi paylaşamadığın için onunla. Bir barın kalabalığında hiç yarım vücudunla sallandın mı ortada? Hiç iki kişilik beyninle yarım insan olabildin mi? Baktığında aynana sadece yüzünün bir yarısını gördüğün oldu mu hiç? Sana hayatındaki en büyük yoksunluğu yaşatandan nefret edemediğin zamanlar oldu mu hiç? Gözünün içine baka baka kolunu bacağını kesen bir insanın yüzüne sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildiğin zamanlar oldu mu hiç? Hayatta inandığın bütün değerlerini altüst eden birisine aşk şiirleri yazabildin mi? Onu içinde korumanın seni yok etmek olduğu zamanlara feda oldun mu hiç? İçinde ağlayan çocuğa umut şarkıları söyleyemediğin, özlemini, susuzluğunu, açlığını gideremediğin zamanlar oldu mu hiç? Kanayan yarasını gördüğün ama merhem olamadığın zamanlar. Gücünün, hani o tanrısal gücünün bir çocuğun ağlamasını Hiiiiiiiç…. Hiiç… hiç… bir hiç.. August 09 Resim çizebilir misiniz?
Bu soruya yanıtınız, hem beyniniz, hem de sağ ve sol yarıküreleri bütünleştirme şekliniz hakkında şaşırtıcı derecede çok bilgi verir. (Bu makalede, sol kısım, baskın taraf olarak anılacaktır ki şu ana kadarki en uygun senaryo budur.)
Öte yandan, beynin sağ tarafı tamamen farklıdır. Algılamaları gerçekleştirmek için, sözel olmayan işaretlerden faydalanır. Benzerlikleri görme, parçaların nasıl birleşerek bir bütün oluşturduğunu anlama, ani kavrayışlarda (hah dediğimiz anlar) bulunma ve toplam şekiller düzenini tek seferde algılama becerisi gerektiren işlerde başarılıdır. Genellikle biraz geride durur ve işlerin çoğunun sol tarafça yapılmasını sağlar. Bu durum, iki kardeşe benzetilebilir. İlk çocuğunuz, kendinden emin ve konuşkan, ikinci çocuğunuz ise sakin, içe dönük ve düşünceli olsun. Kalan son tatlı için yapılan kavgayı kim kazanacak dersiniz? Televizyonda hangi şovun izleneceğine kim karar veriyor? Ailece çıkılacak tatilde nereye gidileceği hakkındaki konuşmada kim üstün geliyor? İkinci çocuğun değerli bir bakış açısı olabilir; ama büyük olan öylesine baskındır ki çoğu tartışmayı kazanmaya ve sözünü geçirmeye eğilimlidir. Resim çizme sorusuna yanıtınız “Hayır, acınacak durumdayım” ise, sol beyninizin bir tür katil olması muhtemeldir. Ne zaman bir kalem alıp çiziktirmeye başlasanız, sol beyniniz, görüntüleri sözelleştirme ve şekilleri analiz etme eğilimiyle kontrolü eline alır. Bu arada, beyninizin algısal ve uzamsal bölümü olan sağ taraf, köşede bekler; elini kaldırarak dikkat çekmeye çalışır. “Hey beni seç!” der. Ne yazık ki sol taraf, çoktan işe koyulmuş; çizgi çizmek ve bir strateji geliştirmek ile meşguldür. Sol taraftaki kabadayının hakkından gelebilseydiniz ne olurdu? Bir şekilde beyninizin sağ tarafına parlama şansı verebilseydiniz nasıl olurdu? “Beynin Sağ Tarafını Kullanmak” adlı kitabın yazarı, ünlü sanat eğitmeni Dr. Betty Edwards’a göre, yazarın “L modu” adını verdiği sözel ve baskın düşünme biçiminden “R modu” adı verilen ve görsel işaretlere dayanan biçime zihinsel geçiş yapabilirsiniz. Sağ tarafın olaya dahil olmasını ve çizme işini üstlenmesini sağlamak mümkündür. Nasıl? Biraz hileli davranmamız gerekiyor. Sol taraf, bir işi sevimsiz bulmadığı sürece üzerine almaktan çekinmez. İş çok zaman alıyor, çok detaylı, çok yavaş ya da en basitinden çok zor ise, sol taraf pes ediverir. Öyleyse, buradaki hile, işi -örneğimizde, resim çizmeyi- sağ tarafın hemen üzerine atlayabileceği biçimde sunmaktır. Sözcüklerde bu duruma sık rastlanır. Birşeyi sözel olarak tanımlamaya çalıştığımızda ve bunu çok zor bulduğumuzda ne yaparız? El kol hareketlerine başvururuz. Helezon şeklindeki bir merdiveni ellerinizi kullanmadan tarif etmeye bir çalışın. Dr. Edwards insanlara baş aşağı duran görüntülerle resim çizmeyi öğretiyor. Bu durum, sol beynin bir anlamda şaşırmasına yol açıyor. Öyle ki sol beyin, şekillerin şifresini kolayca çözemiyor; üst ve alt noktaları tayin edemiyor; etiketleme yapamıyor ve bu etiketleri depolanan anılarla eşleştirmek üzere sınıflandıramıyor. Sağ tarafınızı bütünleştirmenin anahtarı, bu tarafın baskın olmasını sağlayacak fırsatları kollamaktır. Karmaşık bir görüntüyle karşılaştığında, sol taraf pes eder. Sol beynin kontrolünü engellemek ve R modunun devreye girmesini sağlamak için, nesneleri tam olarak baş aşağı çevirmeliyiz. Aynı fikir, sorunlara yaratıcı çözümler bulmada da işe yarar. Bazen, zor bir konuyla başa çıkmanın en iyi yolu istihareye yatmaktır. Sol beyin yorulduğunda, sezgisel, öznel ve bütünsel sağ taraf, gizlice sokulma olanağı bulur ve “nereden çıktığı belli olmayan” bir çözüm sunar. Görüyorsunuz ya! Sağ beyinlerimize yaratıcı kavrama için kredi bile vermiyoruz! Beyinlerimize üstün gelmenin yolları olduğunu bilmek heyecan vericidir. Kendimizi kasıtlı olarak zihinsel bir çatışmaya dahil etmek suretiyle, yaratıcılığımızı geliştirebiliriz. Kendinizi bu çatışma alanına sokmanın yollarını arayın. Bir resim ya da sorun ile uğraşırken sağ beynimizi canlandırmanın anahtarı, bakış açımızı değiştirmektir. Bir kalem alın; resmi baş aşağı çevirin ve çizmeye başlayın! İçinizde bir yerde, o sıkışıp kalmış ressam, ağzı kulaklarında sırıtıyor olacaktır. Önemli olan, varış noktası değil, yolculuğun kendisi!..Ne zaman insanlara stres yönetimi, meditasyon ve yaşamda ustalaşma dersleri verdiğimi söylesem, bana “Buna ihtiyaç var mı ki!” diyorlar. Hızla akan bir dünyada yaşıyoruz. Bilgi, fırsatlar ve zorluklar, her gün katlanarak artıyor. Kısacası, yaşam dolu dolu geçiyor! Genellikle yaşamımız, hızlı tempolu bir filmdeki soluk soluğa ve farkına varılmadan geçen, adeta birbirini kovalayan sahnelere benziyor. Oysa bence yaşam, bir dizi çarpıcı natürmort fotoğraf ya da manzara gibi olmalıdır. Yaşamdan zevk alınmalı; biraz çeşni katmak adına, yaşama doğru miktarda delişmen senaryo serpiştirilmelidir. Çoğu zaman sabah yataktan kalkar kalkmaz, zihnimizi hemen çok uzun bir “yapılacaklar” listesi işgal eder. Bunun yerine, zarif, zengin ve yüksek kaliteli bir “olunacaklar” listesi hazırlamaya odaklanarak güne başlamayı öneririm. Neden güne o gün yaşamak ve temsil etmek istediğiniz niteliği bir yere not ederek başlamıyorsunuz? Gün ilerledikçe, o niteliği hatırlamanıza ve güçlendirmenize yardımcı olacak farklı alışkanlıklar yaratın. Böylece gününüz, sizin için gerçekten en önemli olan ve size en kalıcı değeri sunacak şeyle geçer. Örneğin, belli bir gün için en önemli “olunacak” nitelik olarak “huzur”u seçebilirsiniz. Böylece, gün içinde her faaliyete ve etkileşime başlarken, devam ederken ve son verirken huzur içinde olursunuz. Başka bir deyişle, yaşamak istediğiniz niteliğin başarmak istediğiniz hedefler listesinden daha uzun olmasını sağlayın. Nerede olursanız olun, ne yaparsanız yapın ve bunu kiminle yaparsanız yapın, her zaman kendinize sorun: “Bugün için seçtiğim nitelik, bu etkileşime nasıl nüfuz edebilir?” Yıllardır geliştirdiğim ve öğrettiğim tekniklerden birine değinmek istiyorum. Bu teknik, kaybettiğinizi fark ettiğiniz niteliğinize yeniden odaklanmanıza yardımcı oluyor. Önce, yavaşlayın; sonra, 7 derin nefes alın. Nefes alırken, o gün için seçtiğiniz niteliği soluduğunuzu hayal edin; bütün vücudunuza/zihninize nüfuz ettiğini görüp hissedin ve ardından, nefes verirken, bu niteliğin zıttının dışarı çıktığını görüp hissedin. Derin ve nazikçe nefes alırken bunu gerçekten hissedin ve görün. Bu 7 nefesin sonunda kendinizi yenilenmiş ve hedefe odaklanmış hissedeceksiniz. İnanın, niteliğinize odaklanmada tutarlılık göstermeyi öğrendikçe, yalnızca seçtiğiniz pozitif niteliği yaşama zevkini tatmakla kalmayacak; aynı zamanda bir ek ödül olarak, “yapılacaklar” listenizdeki en önemli şeyin kolay ve etkili bir şekilde başarıldığını görüp şaşıracaksınız. Uygulamanızı istediğim şeyin bir “sanat” olduğunu anlamanızı isterim. Kimi zaman bir sanat yapıtı yaratmak üzere işe koyulduğunuzda, işler karışabilir. Vizyonunuzu yitirdiğiniz ve seçtiğiniz niteliğe odaklanamadığınız anlarda umutsuzluğa kapılmayın. Zamanla, bu konuda daha iyi olacaksınız. Yine zamanla, odağınızı kaybederseniz, çok da önemli olmadığını öğreneceksiniz! Onu kaybettiğinizde, önce kaybettiğinizin farkına varın; sonra, esprili bir yaklaşımla kendinize iyice gülün; mola verin ve sakinleştikten sonra, seçtiğiniz niteliği tekrar uygulayın. Öyleyse, sabah kalktığınızda neden “olunacaklar” listenizle güne başlamıyor ve seçtiğiniz niteliğin tüm gününüze nüfuz etmesini sağlamıyorsunuz? Odaklanmayı sürdürmenize yardım etmek için, yukarıda tarif edilen nefes alma egzersizini elinizden geldiğince sık, örneğin otomobil kullanırken, kuyrukta beklerken, birini beklerken, vb. yapın. Kimileri de her yere üzerinde hatırlatma amaçlı olarak niteliğin yazılı olduğu Post-it® not kağıtları yapıştırmayı yararlı bulur. Niteliğinizi avcunuzun içine bile yazabilirsiniz ya da bilgisayarınıza otomatik uyarı mesajı koyabilirsiniz. Düşünün, bir yıl bu şekilde yaşadıktan sonra, hem kendi yaşamınızı hem de sevdiklerinizin ve diğer insanların yaşamlarını ne kadar zengin ve dopdolu nitelikler ve deneyimlerle donatacaksınız. Bu basit yaklaşımı uygulayarak yaşamlarında büyük iyileşmeler sağlayan çok sayıda insan tanıdım! Bu mümkün! Kendinize bir şans verin; bunu hak ediyorsunuz. Her zaman mükemmel bir biçimde yapmak zorunda değilsiniz; ama mesele, mükemmel olmak değil zaten, değil mi? Önemli olan, varış noktası değil, yolculuğun kendisi. Unutmayın, her gün, her an, harikulade neşeli, huzurlu ve sevgi dolu “olmayı” seçebilirsiniz. Bu bir seçim ve sizin seçiminiz. Güne öncelikli işlere öncelik vererek başlayın; ustalığınıza sahip çıkın; bugün “olmak” istediğiniz kişiyi yaşayın! Yazar: Yanni Maniates July 31 >> Haluk Levent >> İçimde Ölen Biri VarBana birşeyler anlat, canım çok sıkılıyor Bana birşeyler anlat anlat, içim içimden geçiyor Yanımdasın susuyorsun, susuyor konuşmuyorsun Bakıyor görmüyorsun Dokunsan donacağım, içimde intihar korkusu var Bir gülsen ağlayacağım bir gülsen kendimi bulacağım Depremler oluyor beynimde dışarıda siren sesi var Her yanımda susmuş insanlar susmuş İçimde ölen biri var Vayyyy vayyyy vayyyy vayyyy vayyyy vayyyy Hadi birşeyler söyle, çocuk gözlerim dolsun İçinden git diyorsun, duyuyorum gülüm Gideceğim son olsun Yanımdasın susuyorsun, susuyor konuşmuyorsun Bakıyor görmüyorsun Dokunsan donacağım, içimde intihar korkusu var Bir gülsen ağlayacağım bir gülsen kendimi bulacağım İçimde soluyorsun, iki can var içimde Korkular salıyorsun üstüme korkular heran başka biçimde Depremler oluyor beynimde dışarıda siren sesi var Her yanımda susmuş insanlar susmuş İçimde ölen biri var Vayyyy vayyyy vayyyy vayyyy vayyyy vayyyy July 29 Ve nedense bütün kırmızı ışıkları üzerime yaktın!!!Sen bu şiiri okurken Nasılsa kavuşamadım sana ... AHMET SELÇUK İLKAN July 26 Üzüleceksin... (genelde benim için kullandığın bir sıfat ):Öğreneceksin beni sevmeyi Üzüleceksin işte o zaman Seni karşılıksız sevdiğimi.. July 18 Her hangi BiriDünlere hapsolmuş umutlarıma ulaşılmaz artık
Giderken bilmediğim bir yere bıraktım mutluluğu
Gülümseyemediğin bir aşk düşün
Her sözünün can yaktığı
Her konuşmanın yeni bir gözyaşı olduğu
Ağlarken bile mutlu olmayı öğrenirsin sonra
Hiçbir şey son söz kadar canını yakmaz aslında
Söylenilen önemli değil son olması yeter sana
Gözlerini kapatırsın sonra
Hislerinin fişini çekersin
Boşlukta yürüyorsundur ama kimin umurunda
Her sabah uyanıyorsun diye yaşarsın sadece.
qp
July 10 Mavi Mavi...Çile kokladım karanfil niyetine Sabrı okşadım zorladım sen diye Baktım dünyaya senin gözünle Hep savaş hep yıkım ateşler içinde Mavi mavi gözlerinde hep sitem mi var Yoksa insan sevdiğine böyle mi bakar Mavi mavi gözlerinde top tüfek mi var Böyle haksız bir savaştan kim galip çıkar Bir demet beyaz karanfil ne işe yarar Mavi mavi gözlerinde hep sitem mi var Yoksa insan sevdiğine böyle mi bakar Mavi mavi gözlerinde top tüfek mi var Böyle haksız bir savaştan kim galip çıkar July 09 Aşk (beni) teğet geçerYine bir yolun sonundasın. Hayat uzun, çakıllı, bazen genişleyen bazen daralan, düzlükler ve engebelerle dolu, iki yanı ağaçlarla kaplı uzayıp giden bir patika. Bu patikada genellikle tek başına yol alırsın. Önceden başına gelmiştir, bilirsin kimseye yaslanmadan kendi yolunu kendin çizmen gerektiğini ve sonunda hayal kırıkları yaşayabileceğini. Ancak yüreğinin derinliklerinde hep, bir şeylerin yokluğunu hissedersin. Yine de umursamazsın bu duyguları, bir nevi zayıflıktır senin için böyle hissetmek ve bastırırsın. Günlük telaşlara dalıp gidersin. Bazen yaya, bazen bulduğun bir vasıtayla ilerlersin kendi yolunda. Yapmayı tasarladığın ve ertelediğin onca şey önünde yığınla birikir ama bunaltmaz, aksine hayata "bağlanmak" adına bir şeyler bulduğun için memnunsundur hayatından. Kafanın içinde her şey planlı programlıdır, planlarında yer olmayan şeylere kesinlikle kapalıdır kapıların... Bir gün, kendini bir telefon beklerken bulduğunda, durumu kabul etmezsin ilk başta ve kendini kaptırmama adına donanımlı olduğunu düşünerek kaygı bile duymazsın. O'nun, sana özel bir his besleme ihtimali de düşündürür seni bir yandan. Tüm düşünceleri kafandan uzaklaştırıp reddedersin içinde O'nun ilgisini ya da O’na duyduğun ama kendine bile henüz itiraf etmediğin ilgini. Kendini savunma metotlarının devre dışı kaldığı olaylarla burun buruna geldiğinde her şey kontrolünden çıkmıştır artık. Çevrende mutlu olmayı başaran tüm çiftleri düşünürsün ve geçmişte yaşadığın hayal kırıklıkları gelir gözünün önüne.. Riske girmeyi göze almak değil, risk almak boyutuna gelirsin. Artık ne kendini zapt edebilirsin ne zamanı durdurabilirsin ne de O'nunla geçirdiğin her ânın enstantane olmasını engelleyebilirsin. O'nu hatırlatan bir bakış, bir nükte, bir cümle senin için özel bir anlam kazanır. Mantığını devre dışı bırakarak duygularının peşinden sonuna kadar gitmeye karar verirsin, sonunda uçurum da olabilir, çölde bir vaha da...İlk önce emin adımlarla ilerlersin. Duyguların tüm çıplaklığıyla O’nun gözleri önüne,gururun rahatça çiğneyebileceği şekilde O’nun ayakları önüne serilmiştir. O'nu, aslında senin de mutluluğu aradığına, gerçek aşkların arasına zaman ve mesafe girmeyeceğine ikna etmek için tüm benliğinle çırpınırsın, bakışlarınla yalvarırsın adeta, bir umut var mıdır acaba diye gözlerinde o ifadeyi ararsın. Günlerin beklemekle geçer, ararsa neler söyleyeceğini, nerelere gideceğinizi, neleri açıkça soracağını kurarsın hep kafanda, beklersin, beklersin…Zaman geçer ve bu beklemenin de bir sonu olacak bilirsin, ama aradan zaman geçtikçe son bir atakta bulunma isteğini bastıramazsın. Her attığın adımda senden biraz daha uzaklaştığını hissedersin. O hiçbir çaba göstermeyerek sadece seni yargılamış, hep açığını yakalamaya çalışmış ve senin için zerre kadar çaba sarf etmemiştir. İlgisiz mi yoksa kafası mı karışık? Çözmek için neleri feda edersin? Sonuçta kapını aşındıran ve düşüncelerini bulandıran O değil miydi? Sanki asırlarca duran eski ve tozlu bir sandıktan, duygularını derinlerde bulup çıkararak uyandıran “O” değil miydi? O’nun acizlikleri, zaafları, sence olumsuz olan yanları ilk tanıştığınız zamanlarda gözüne sürekli çarparken şimdi nereye kayboldular? Neden bunları düşünüp daha yolun başındayken vazgeçmez insan? Kendimizin de mükemmel olmadığımızın farkında olmamızdan ileri gelir belki bir insanı tüm sıradanlığına ve çarpıklıklarına rağmen içinde büyütebilmek. Çabasızlığına içerlersin ama içinde kırık dökük bir umut barındırırsın yine de, ta ki O'nun gözlerinde o ışıltının kaybolduğunu görene kadar, ta ki bir veda bile etmeden bulunduğu toprakları terk edene kadar… Hayat, aslında nasıl olduğunu tahmin ettiğin ama hep görmek istediğin bakış açısıyla bakmayı tercih ettiğin bir yol. Hayat yolunda biri uğruna girdiğin ara sokaklardan tekrar asfalta çıktığında, ışıklar ve çevrendeki kalabalık önce anlamsız ve boş gelir sonra da eskiden bulundukları konumlarını tekrar kazanır. Evrendeki konumumuz belki kumsaldaki bir kum tanesi boyutuyla bile ölçülemez ama kendi dünyamız alabildiğine geniş. Dönem dönem dünyamızın merkezine farklı şeyler yerleşir kendiliğinden ve bu resmigeçidi hayretle izlemek düşer bize. Her şeye rağmen içindeki fırtınaların, rüzgarların bir süre sonra dinginleşeceğini bilirsin. Bir efsane yaratmak için tüm çabalarına rağmen aşk sadece “teğet” geçer… |
Bayanlar baylar, yazanlar yazmayanlar Eyvallah! (;asalet asaletinyeter
Kimseler Görmesin diye Gözlerimde SEL SEL taşan YANLIZLIĞI, kİMSELER DUYMASIN DİYE SESİMİ ışık SIZMAYAN bir odanın KARANLIĞINA koydum. UNUTSUN BENİ DAĞLAR, unutsun beni yolar ,unutsun beyaz güller..Kayboldum DERTLERİMLE denizlerin
ASALET BEYAZ GÜLÜM3 çeşit dost vardır;Birincisi ekmek gibidir her zaman istersin.İkincisi ilaç gibidir lazım olunca ararsın.3üncüsü mikrop gibidiro gelir seni bulur.Allah herkesi mutluluk yağmuru altında şemsiyesiz bıraksın...! (amin)
ASALET BEYAZ GÜLÜM
May 31
Apr. 26
Prens SANALwrote:
Nov. 28
................... ..wrote:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Nov. 25
No namewrote:
yaşam dedğin bir kurşun kadar hızlı bir kaplumbaga kadarda yavaş akar bazen.insan hızını ayarlaya bilirse bu akışa kafa tutabilir ancak.okuyandan da okumaya çalışandanda hayatın her alanıana selam olsun .......
Nov. 24
osman aydınwrote:
sitesinde düzeyli yorum yapın diye çığırtkanlık yapanların görmesi geeken bir site
çünkü düzeyli yorum böyle mükemmel duygularla yapılmış sitelere yapılabilir ELLERİNE SAĞLIK
GERÇEKTEN YAŞAMIŞSIN BE ABİ benim nacizane sitemede beklerim
osmanydin2007.spaces.live.com
Oct. 29
mehmet sümerwrote:
çok güzel yapmışsın bravo
insan spaceste gezince
içi açılıyor devamını
dilerim hoşçakal
Oct. 23
İslamic Mucaahidwrote:
okuyanlar okumayanlar size de eywallah ;)
slm leyyyn millet ..takılmayın fa$la bu alana.duyularınız bozulur :) benden demesi
harbi alan güzel olmuş herkesin dediği gibi dimi :) ..
yeni gördüm alanı .. havamda değilim ama birasdan alana güzel bişi eklemek isterim.
hade byee'nnn-s :)
Oct. 16
aksarayımwrote:
meraba ben pınar yazdıkların ve eklediklerin çok güzel klip olanüstü olmuş bu benim en sevdiğim şarkıydı
bilgilendirme formunu da çok beğendim ellerine sağlık herşey çok güzel
Oct. 15
denizyoksuluwrote:
Oct. 7
Silencerwrote:
Yorum (Gerekli): Farklılık olsun diye bütün alanları doldurmuşsun..marjinalsin belli ki..kolay gelsin ..ROCK FOREVER
Oct. 6
elmas gözlümwrote:
güzel ve sade bir spaces olmuş herzaman okumaya değer vede güzel yazıların var....
Sept. 27
melekwrote:
güzel bi space :)
klibinde çok hoş olmuş...
Sept. 13
Çqdm Sqdçwrote:
çok gsl bi spaces yapmışın ellerine sağlık herşeyiyle süper böyle devam et... |
|||||||||||||||||||||||||||||
Konu YokOccupation Location Interests Lütfen ileti göndermeden önce spacemdeki yasal uyarıyı okuyun!
Hakkımda başka bilgiler edinmenize gerek yok :mafya: Güldürmeyin beni arkadaşlar bu bir simley adı ve özellikle iki nokta üst üste arasına yazılmış " :mafya: " probleminiz okumada mı anlamada mı? |
|
|