Konu's profileBiraz sıradan. Biraz sır...PhotosBlogListsMore Tools Help

Biraz sıradan. Biraz sıradışı...

Korkmuyorum... Ruhumdaki fırtınada boğulmaktan, Karanlıkta yollarımı kaybetmekten!...

Kaç Siteye Erişim Yasadışı Olarak Engellenmiş?

www.sansuresansur.org
December 15

Hayyam gelip kral olsa!


Yeri aşsak yıldızlara dalsak

Göğe ersek tenden ayrılsak

Yarı sarhoş tam aşık yaşasak hiç ölmesek

Yarı sarhoş tam aşık yaşasak hiç ölmesek.

Kafam şimdi bir dünya

Döner yalpa yalpa.

Akan sular şarap olsa

Hayyam gelip kral olsa...

Düşsekkalksak kir tutmasak

Aksa yıllar yaş tutmasak.

Yarı sarhoş tam aşık yaşasak hiç ölmesek

Yarı sarhoş tam aşık yaşasak hiç ölmesek.

Kafam şimdi bir dünya

Döner yalpa yalpa.

Akan sular şarap olsa

Hayyam gelip kral olsa...


Demir Demirkan...

November 28

Anlamazdın

Ayla Dikmen - Anlamazdın

Sevilirken bilmedin mi?
Ben söylerken gülmedin mi?
Falımızda hasret var, ayrılık var demedim mi?

Anlamazdın anlamazdın,
Kadere de inanmazdın.
Hani sen acı veren kalpsizlerden olamazdın?
Dilerim ki mutlu ol sevgilim,
Ben olmasam bile hayat gülsün sana.
Günahım boynunda, ağlayan bir çift göz bıraktın arkanda.

Kalbim bomboş kaldı sanma,
Acılar geçer zamanla.
Aşka tövbe demem ben,
Görürsün sevince yeniden.

Anlamazdın anlamazdın,
Kadere de inanmazdın.
Hani sen acı veren kalpsizlerden olamazdın?
Dilerim ki mutlu ol sevgilim,
Ben olmasam bile hayat gülsün sana.
Günahım boynunda, ağlayan bir çift göz bıraktın arkanda.


October 15

Nefes alamıyorum.

 
 
Nefes alamıyorum işte
Göremezken seni.
Çeksen ellerini ellerimden,
Gideceğim bu dünyadan.
Nefes alamıyorum!
Birileri sürekli seni soruyor.
Cevap vermiyorum.
Duymuyorum soruları,
Sormasınlar nasıl diye.
Ne olduki soruyorlar?
Biz her zamanki biz,
Sen her zamanki sensin.
Ben nefes alamıyorum!
Bakmıyorum sana
Bakamıyorum...
Birşeylerin eksik olmasından,
Baktığım yerde olmamandan
Korkuyorum...
Işığı kaybetmekten,
Umudu kaybetmekten,
Seni kaybetmekten
Korkuyorum.
Nefes alamıyorum!
Ters giden birşeyler var.
Yavaşladı mı dünya?
Ben özlerken seni burada
Nefes alamıyorum.
 
15 Ekim2008
01:54
qp
 
 
 
 
 
August 28

Yalın - Kalamadım (Kendi yaptığım kısa film tadında bir video)

 
July 30

Candan erçetin - Hayranım sana

 
 
Resim 011-1
 
Tanırım kendimi,
Hiddetim taşar benim.
Dalga dalga
Hırçın hırçın
Tokat gibi vurur sözlerim.
Yıpratır bedenini.
Bilirim seni,
Hüzün etrafı sarmışken,
Sessiz kalırsın belli belirsiz.
Ben bilirim seni.
Acı bir tebessüm,
Belli belirsiz bir tebessüm.

Hayranım sana!
Sabrına!
Sakince karşımda durup,
Meydan okuyan o tavrına!
Varlığına...

Korkmuyorum,
Ruhumdaki fırtınada boğulmaktan!
Karanlıkta yollarımı kaybetmekten!
Biliyorum kurtarırsın beni sen!
Işığım,
 Deniz fenerim...
February 20

Yalnız' ın Durumları

Sen herşeyi süpürebilirsin; sonbaharı süpüremezsin,
Yalnızsa, sürekli bir sonbaharı süpürür hep.. Düşünemezsin.

Yanar sobasında yalnız'ın üşüyen bakışları.
Lambasında karınlığa dönük bir ışık titrer sönük-sönük.
Penceresi dışına kapanmıştır, kapısı içine örtük.

Yalnız, bin yıl yaşar kendini bir an'da.

Yalnız'ın nesi var, nesi yoksa tümü birdenbire'dir.

Yalnız, bir ordudur kendi çölünde..
Sonsuz savaşlarında hep yener, kendi ordusunu.

Yalnız'ın sakladığı bir şey vardır;
Boyuna yerini değiştirir, boyuna onu arar... Biri bulsa diye.

Yalnız, hem bilgesi, hem delisidir kendi dünyasının.
Ayrıca; hem efendisi, hem kölesidir kendisinin.
Tadını çıkaramaz görece'siz dünyasında hiçbirisinin.

Yalnız, sürekli dinleyendir söylenmemiş bir sözü.

Sözünde durması yalnız'ın yalancılığıdır kendisine..
Hep yüzüne vurur utancı. O yüzden gözlerini kaçırır gözlerinden.

Yalnız'ın odasında ikinci bir yalnızlıktır ayna.

Yalnız, hep uyanır ikinci uykusuna.

Yalnız, kendi ben'inin sen'idir.

Bir sözde saklanmış bir yalanı, bir gözde okuduğundan
bakmaz kendi gözlerine bile.

Her susadığında o, kendi çölündedir.

Kendi öyküsünü ne anlatabilen, ne de dinleyebilen.
Kendi türküsünü ne yazabilen, ne söyleyebilen.

Bir zamanlar güldüğünü anımsar da...
Yoğurur hüzün'ün çamurunu avuçlarında.

Yalnız, aranan tek görgü tanığıdır
yargılanmasında kendi davasının..
Her duruşması ertelenir kavgasının.

Yalnız, hem kaptanı, hem de tek
yolcusudur bakmakta olan gemisinin..
Onun için ne sonuncu ayrılabilir gemisinden, ne de ilkin.

Yalnız'ın adı okunduğunda okulda ya da yaşamda..
Kimse, "burda" deyemez.. Ama yok da..

Uykunun duvarında başladı..
Önceleri bir toz gölgesi sanki; sonra bir yumak yün gibi.
Ama şimdi iyice görüyor örümceğin ağını gün gibi.

Yalnız, duymuş olduğunun sağırı, görmüş olduğunun körüdür..
Ölür, ölür öldürür.. Öldürür, öldürür ölür.
Duyduklarını unutur, duyacaklarını düşünür.

Yalnız'ın adına hiç kimse konuşamaz..
O, kendi kendisinin sanığıdır.

Yalnız, önceden sezer sonra olacakları..
Paylaşacak biri vardır; anlatır, anlatır ona olanları, olmayacakları.

Her leke kendisiyle çıkar.

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ.
PAYLAŞILSA YALNIZLIK OLMAZ.
 
Özdemir Asaf
February 14

Gidenin ardından atılmış beşinci çığlık

 

Karda yürümek gibiydi seni sevmelerim ..

Seviyorum karları ya;

Bastığım yerde eriyorlar ..

Sen yeni başlamış bir kar

Soğuksun ama güzelsin ..

Dokunduğumda eriyeceğin belli şimdiden

Biraz olsun görmek ve tadmak için seni yürümek istiyorum

Adımlarım incitiyor ..

Durayım diyorum .. durayım ki burda sen sarsın her yanımı

Ama gel gör .. bastığım yeri kar tutmuyor ..

                                                          İmza  

                                                           o_O

 

January 07

Bilerek adsız bırakılan şiir

 

 

 

 

Sana her bakışımda gün batımını izledim gözlerinde.
Sana dokundum aşk'a dokundum.
Mutlulukla bağdaştıramadığım kelimelerim

Üzgünlüğümü mırıldanırken yalnızlığın kulağına
Karanlığında boğulduğum zamanda hayat buldu ışıklarım.

Bir gidişin ardından...

Sensizliği titrek bir elden beyaz bir sayfaya

Dökecek kadar yetenekli değilim ben.
Mutlu birşeyler söylemeye kurumuş dudaklarım

Öksüz bırakılmış onca umut ayrılığın ardından

 

Varlığın bir ağacı acıttı ismini kazıdığımda gövdesine
 Birde beni acıtıyor şimdi şiirler yazarken gidişine....

 

 

 

                                                                                                                                                        

                                                                                                                                                          İmza

                                                                                                                                          Antied, Kopuk, Gökhan, Delim

                                                                                                                                                      07,01,2008

                    

December 16

Zaten aşk kötü bir şaka!

 
 
 
Sevmek bazen birini serbest bırakmaktır,
 
Bazende ölesiye yanında kalmak,
 
Bazen ölmektir onun için,
 
Ama çoğu zaman yaşamak...
 
qp

September 09

Afaroz!

Mutlu olmanın yasak olduğu bu yerde,

Bulabilir miyim ruhum için bir kaçış yolu

Kendi içimde kaybolabilir miyim?

Verdiğim kararların cezasını çekmeden,

Mutlu olmanın bana çok görülmediği bir yere gidebilir miyim?

Kaderden aforoz olabilir miyim? Bundan sonraki yıllarım için.

Ve kendimi pollyanna ilan edebilir miyim bundan sonra.

Mutluluğu hak etmenin yollarını bulduğum,

Gülümsememin başkalarının mutluluğu olduğu bir yer bulabilir miyim?

Bütün şiirlerimi bitirebildiğim.

Bütün siyahların benden alındığı bir yer.

Hapis olmuşken bu bedene,

Mahkûmken bu yalnızlıklara,

Ve her şeyimken bu yer!

Gidecek cesareti bulabilir miyim içimde bir yerlerde?

Kaçabilir miyim bu yaşamdan!

Geride kalanlar canımı yakmadan

Ruhuma dert olmadan hasret

Bir ömür gitsem geri

Kavuşabilir miyim çocukluğuma?

qp 

August 22

Delim, aşkım, sevgilim…

 

Delim, aşkım, sevgilim…

Beni sevmek zorunda değildin.

Bende sevmediğini her gün duymak zorunda değildim.

Hiçbir şeyin değildim olmayacağıma da eminim.

Tek başınaydım bu sevdada,

Gittiğimde de yalnızdım döndüğümde de.

Şimdi bir hoşçakal yeter bana.

Delim bana bırak acılarını,

Benim olsun tüm siyahlar, unut karanlıkları.

Güneşler senin olsun, ben bakarım geceye.

 

Delim, aşkım, sevgilim…

 

Allaha emanet ol!

 qp

 

Çok şey var söylenecek hiçbiri söylenmemeli.

 

August 21

Delim, aşkım, sevgilim…

 

Delim, aşkım, sevgilim…

Beni sevmek zorunda değildin.

Bende sevmediğini her gün duymak zorunda değildim.

Hiçbir şeyin değildim olmayacağıma da eminim.

Tek başınaydım bu sevdada,

Gittiğimde de yalnızdım döndüğümde de.

Şimdi bir hoşçakal yeter bana.

Delim bana bırak acılarını,

Benim olsun tüm siyahlar, unut karanlıkları.

Güneşler senin olsun, ben bakarım geceye.

 

Delim, aşkım, sevgilim…

 

Allaha emanet ol!

 qp

 

Çok şey var söylenecek hiçbiri söylenmemeli.

 

August 20

Delim, aşkım, sevgilim…

Beni sevmek zorunda değildin.

Bende sevmediğini her gün duymak zorunda değildim.

Hiçbir şeyin değildim olmayacağıma da eminim.

Tek başınaydım bu sevdada,

Gittiğimde de yalnızdım döndüğümde de.

Şimdi bir hoşçakal yeter bana.

Delim bana bırak acılarını,

Benim olsun tüm siyahlar, unut karanlıkları.

Güneşler senin olsun, ben bakarım geceye.

 

Delim, aşkım, sevgilim…

 

Allaha emanet ol!

 qp

 

Çok şey var söylenecek hiçbiri söylenmemeli.

 


August 14

BİR İNSANI UNUTMAK

Hiç Bir insani unutmak, bir insandan vazgeçmek, bir insani hayatından sonsuza kadar çıkartmak zorunda kaldın mı hiç?
Hani ölmüş gibi, hani uzatsan da elini tutamayacağını bilmek gibi,her an kapından içeri gülümseyerek gireceğini bekleyip ama aslında hiç gelemeyeceğini de bilmen gibi.

Ne zor şey değil mi ölmediğini bilmek, ama ölmüş gibi ulaşılmaz olması artık o insanın sana, ne kadar katlanılmaz bir
gerçek değil mi sen hala bu kadar sevgili iken?

Özlemek, bu kadar özlemek, etini kemiğini yakarcasına özlemek. Çok kötü değil mi?

Bu kadar özleyip onu görememek, ona dokunamamak, onu işitememek, artık sonunun “Pi” hali değil mi?

Biliyorsun değil mi? Ne kadar umutsuz bir arayıştır o, kalabalık caddede geçen binlerce yüze bakmak belki bir kez daha görebilmek için o yüzü, belki biraz önce geçti bu kaldırımdan diye düşünmek, belki su an arkamda yürüyen insanların içinde bir yerde demek, belki su an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yaşamak ne zordur değil mi?

Ne kadar eritir insanı fark etmeden. Sende biliyorsun değil mi bunları.

Bir sinema koltuğunda sende iki kişi gibi oturdun mu hiç? Hiç iki kişi gibi zevk aldın mı bir konserden yalnız başına. Güzel bir cafe keşfettiğinde, güzel bir film seyrettiğinde, güzel bir şarkı dinlediğinde güzellikleri oranında eksik kaldıklarını hissettin mi paylaşamadığın için onunla.

Bir barın kalabalığında hiç yarım vücudunla sallandın mı ortada? Hiç iki kişilik beyninle yarım insan olabildin mi?

Baktığında aynana sadece yüzünün bir yarısını gördüğün oldu mu hiç?

Sana hayatındaki en büyük yoksunluğu yaşatandan nefret edemediğin zamanlar oldu mu hiç?

Gözünün içine baka baka kolunu bacağını kesen bir insanın yüzüne sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildiğin zamanlar oldu mu hiç?

Hayatta inandığın bütün değerlerini altüst eden birisine aşk şiirleri yazabildin mi?

Onu içinde korumanın seni yok etmek olduğu zamanlara feda oldun mu hiç?

İçinde ağlayan çocuğa umut şarkıları söyleyemediğin, özlemini, susuzluğunu, açlığını gideremediğin zamanlar oldu mu hiç?

Kanayan yarasını gördüğün ama merhem olamadığın zamanlar. Gücünün, hani o tanrısal gücünün bir çocuğun ağlamasını
susturamayacak kadar olduğunu gördüğün zamanlar oldu mu hiç?

Hiiiiiiiç…. Hiiç… hiç… bir hiç..

 Semih Aydın  Alıntı....
August 09

Resim çizebilir misiniz?

 

Bu soruya yanıtınız, hem beyniniz, hem de sağ ve sol yarıküreleri bütünleştirme şekliniz hakkında şaşırtıcı derecede çok bilgi verir. (Bu makalede, sol kısım, baskın taraf olarak anılacaktır ki şu ana kadarki en uygun senaryo budur.)


Bildiğiniz gibi, beynin sol yarıküresi, sözel, analitik, rasyonel ve mantıksal işlerde üstündür. Baskın olan yarıdır. Tanımlamak ve anlatmak için sözcükleri kullanarak, olan biteni adım adım çözerek, gerçeklere ve mantığa dayalı sonuçlar çıkararak ve doğrusal biçimde düşünerek, zamanın büyük bölümünü harcar. Beynin sol tarafı, sözcük ve semboller ile uğraşır; doğru dürüst yapamayacağı işlere bile el atar.

Öte yandan, beynin sağ tarafı tamamen farklıdır. Algılamaları gerçekleştirmek için, sözel olmayan işaretlerden faydalanır. Benzerlikleri görme, parçaların nasıl birleşerek bir bütün oluşturduğunu anlama, ani kavrayışlarda (hah dediğimiz anlar) bulunma ve toplam şekiller düzenini tek seferde algılama becerisi gerektiren işlerde başarılıdır. Genellikle biraz geride durur ve işlerin çoğunun sol tarafça yapılmasını sağlar.

Bu durum, iki kardeşe benzetilebilir. İlk çocuğunuz, kendinden emin ve konuşkan, ikinci çocuğunuz ise sakin, içe dönük ve düşünceli olsun. Kalan son tatlı için yapılan kavgayı kim kazanacak dersiniz? Televizyonda hangi şovun izleneceğine kim karar veriyor? Ailece çıkılacak tatilde nereye gidileceği hakkındaki konuşmada kim üstün geliyor? İkinci çocuğun değerli bir bakış açısı olabilir; ama büyük olan öylesine baskındır ki çoğu tartışmayı kazanmaya ve sözünü geçirmeye eğilimlidir.

Resim çizme sorusuna yanıtınız “Hayır, acınacak durumdayım” ise, sol beyninizin bir tür katil olması muhtemeldir. Ne zaman bir kalem alıp çiziktirmeye başlasanız, sol beyniniz, görüntüleri sözelleştirme ve şekilleri analiz etme eğilimiyle kontrolü eline alır. Bu arada, beyninizin algısal ve uzamsal bölümü olan sağ taraf, köşede bekler; elini kaldırarak dikkat çekmeye çalışır. “Hey beni seç!” der. Ne yazık ki sol taraf, çoktan işe koyulmuş; çizgi çizmek ve bir strateji geliştirmek ile meşguldür.

Sol taraftaki kabadayının hakkından gelebilseydiniz ne olurdu? Bir şekilde beyninizin sağ tarafına parlama şansı verebilseydiniz nasıl olurdu?

“Beynin Sağ Tarafını Kullanmak” adlı kitabın yazarı, ünlü sanat eğitmeni Dr. Betty Edwards’a göre, yazarın “L modu” adını verdiği sözel ve baskın düşünme biçiminden “R modu” adı verilen ve görsel işaretlere dayanan biçime zihinsel geçiş yapabilirsiniz. Sağ tarafın olaya dahil olmasını ve çizme işini üstlenmesini sağlamak mümkündür.

Nasıl? Biraz hileli davranmamız gerekiyor.

Sol taraf, bir işi sevimsiz bulmadığı sürece üzerine almaktan çekinmez. İş çok zaman alıyor, çok detaylı, çok yavaş ya da en basitinden çok zor ise, sol taraf pes ediverir. Öyleyse, buradaki hile, işi -örneğimizde, resim çizmeyi- sağ tarafın hemen üzerine atlayabileceği biçimde sunmaktır.

Sözcüklerde bu duruma sık rastlanır. Birşeyi sözel olarak tanımlamaya çalıştığımızda ve bunu çok zor bulduğumuzda ne yaparız? El kol hareketlerine başvururuz. Helezon şeklindeki bir merdiveni ellerinizi kullanmadan tarif etmeye bir çalışın.

Dr. Edwards insanlara baş aşağı duran görüntülerle resim çizmeyi öğretiyor. Bu durum, sol beynin bir anlamda şaşırmasına yol açıyor. Öyle ki sol beyin, şekillerin şifresini kolayca çözemiyor; üst ve alt noktaları tayin edemiyor; etiketleme yapamıyor ve bu etiketleri depolanan anılarla eşleştirmek üzere sınıflandıramıyor.

Sağ tarafınızı bütünleştirmenin anahtarı, bu tarafın baskın olmasını sağlayacak fırsatları kollamaktır. Karmaşık bir görüntüyle karşılaştığında, sol taraf pes eder. Sol beynin kontrolünü engellemek ve R modunun devreye girmesini sağlamak için, nesneleri tam olarak baş aşağı çevirmeliyiz.

Aynı fikir, sorunlara yaratıcı çözümler bulmada da işe yarar. Bazen, zor bir konuyla başa çıkmanın en iyi yolu istihareye yatmaktır. Sol beyin yorulduğunda, sezgisel, öznel ve bütünsel sağ taraf, gizlice sokulma olanağı bulur ve “nereden çıktığı belli olmayan” bir çözüm sunar. Görüyorsunuz ya! Sağ beyinlerimize yaratıcı kavrama için kredi bile vermiyoruz!

Beyinlerimize üstün gelmenin yolları olduğunu bilmek heyecan vericidir. Kendimizi kasıtlı olarak zihinsel bir çatışmaya dahil etmek suretiyle, yaratıcılığımızı geliştirebiliriz.

Kendinizi bu çatışma alanına sokmanın yollarını arayın. Bir resim ya da sorun ile uğraşırken sağ beynimizi canlandırmanın anahtarı, bakış açımızı değiştirmektir.

Bir kalem alın; resmi baş aşağı çevirin ve çizmeye başlayın! İçinizde bir yerde, o sıkışıp kalmış ressam, ağzı kulaklarında sırıtıyor olacaktır. 

Önemli olan, varış noktası değil, yolculuğun kendisi!..

Ne zaman insanlara stres yönetimi, meditasyon ve yaşamda ustalaşma dersleri verdiğimi söylesem, bana “Buna ihtiyaç var mı ki!” diyorlar. Hızla akan bir dünyada yaşıyoruz. Bilgi, fırsatlar ve zorluklar, her gün katlanarak artıyor. Kısacası, yaşam dolu dolu geçiyor!

Genellikle yaşamımız, hızlı tempolu bir filmdeki soluk soluğa ve farkına varılmadan geçen, adeta birbirini kovalayan sahnelere benziyor. Oysa bence yaşam, bir dizi çarpıcı natürmort fotoğraf ya da manzara gibi olmalıdır. Yaşamdan zevk alınmalı; biraz çeşni katmak adına, yaşama doğru miktarda delişmen senaryo serpiştirilmelidir.

Çoğu zaman sabah yataktan kalkar kalkmaz, zihnimizi hemen çok uzun bir “yapılacaklar” listesi işgal eder. Bunun yerine, zarif, zengin ve yüksek kaliteli bir “olunacaklar” listesi hazırlamaya odaklanarak güne başlamayı öneririm.

Kanaatimce, esas önemli olan, bugün ne yapmak istediğiniz değil; ne olmak, nasıl hissetmek ya da neyi yaşamak istediğinizdir. Bugün esasen yaşamın hangi niteliklerine katılmak istiyorsunuz: barış, denge, sevgi, cesaret, mutluluk, neşe, mizah, uyum, güven? Ya da gerçekten, varsayılan en küçük ortak payda moduna girip zıtlıkları yaşamak mı istiyorsunuz?

Neden güne o gün yaşamak ve temsil etmek istediğiniz niteliği bir yere not ederek başlamıyorsunuz? Gün ilerledikçe, o niteliği hatırlamanıza ve güçlendirmenize yardımcı olacak farklı alışkanlıklar yaratın. Böylece gününüz, sizin için gerçekten en önemli olan ve size en kalıcı değeri sunacak şeyle geçer. Örneğin, belli bir gün için en önemli “olunacak” nitelik olarak “huzur”u seçebilirsiniz. Böylece, gün içinde her faaliyete ve etkileşime başlarken, devam ederken ve son verirken huzur içinde olursunuz.

Başka bir deyişle, yaşamak istediğiniz niteliğin başarmak istediğiniz hedefler listesinden daha uzun olmasını sağlayın. Nerede olursanız olun, ne yaparsanız yapın ve bunu kiminle yaparsanız yapın, her zaman kendinize sorun: “Bugün için seçtiğim nitelik, bu etkileşime nasıl nüfuz edebilir?”

Yıllardır geliştirdiğim ve öğrettiğim tekniklerden birine değinmek istiyorum. Bu teknik, kaybettiğinizi fark ettiğiniz niteliğinize yeniden odaklanmanıza yardımcı oluyor.

Önce, yavaşlayın; sonra, 7 derin nefes alın. Nefes alırken, o gün için seçtiğiniz niteliği soluduğunuzu hayal edin; bütün vücudunuza/zihninize nüfuz ettiğini görüp hissedin ve ardından, nefes verirken, bu niteliğin zıttının dışarı çıktığını görüp hissedin. Derin ve nazikçe nefes alırken bunu gerçekten hissedin ve görün. Bu 7 nefesin sonunda kendinizi yenilenmiş ve hedefe odaklanmış hissedeceksiniz.

İnanın, niteliğinize odaklanmada tutarlılık göstermeyi öğrendikçe, yalnızca seçtiğiniz pozitif niteliği yaşama zevkini tatmakla kalmayacak; aynı zamanda bir ek ödül olarak, “yapılacaklar” listenizdeki en önemli şeyin kolay ve etkili bir şekilde başarıldığını görüp şaşıracaksınız.

Uygulamanızı istediğim şeyin bir “sanat” olduğunu anlamanızı isterim. Kimi zaman bir sanat yapıtı yaratmak üzere işe koyulduğunuzda, işler karışabilir. Vizyonunuzu yitirdiğiniz ve seçtiğiniz niteliğe odaklanamadığınız anlarda umutsuzluğa kapılmayın. Zamanla, bu konuda daha iyi olacaksınız. Yine zamanla, odağınızı kaybederseniz, çok da önemli olmadığını öğreneceksiniz! Onu kaybettiğinizde, önce kaybettiğinizin farkına varın; sonra, esprili bir yaklaşımla kendinize iyice gülün; mola verin ve sakinleştikten sonra, seçtiğiniz niteliği tekrar uygulayın.

Öyleyse, sabah kalktığınızda neden “olunacaklar” listenizle güne başlamıyor ve seçtiğiniz niteliğin tüm gününüze nüfuz etmesini sağlamıyorsunuz? Odaklanmayı sürdürmenize yardım etmek için, yukarıda tarif edilen nefes alma egzersizini elinizden geldiğince sık, örneğin otomobil kullanırken, kuyrukta beklerken, birini beklerken, vb. yapın. Kimileri de her yere üzerinde hatırlatma amaçlı olarak niteliğin yazılı olduğu Post-it® not kağıtları yapıştırmayı yararlı bulur. Niteliğinizi avcunuzun içine bile yazabilirsiniz ya da bilgisayarınıza otomatik uyarı mesajı koyabilirsiniz.

Düşünün, bir yıl bu şekilde yaşadıktan sonra, hem kendi yaşamınızı hem de sevdiklerinizin ve diğer insanların yaşamlarını ne kadar zengin ve dopdolu nitelikler ve deneyimlerle donatacaksınız. Bu basit yaklaşımı uygulayarak yaşamlarında büyük iyileşmeler sağlayan çok sayıda insan tanıdım!

Bu mümkün! Kendinize bir şans verin; bunu hak ediyorsunuz. Her zaman mükemmel bir biçimde yapmak zorunda değilsiniz; ama mesele, mükemmel olmak değil zaten, değil mi? Önemli olan, varış noktası değil, yolculuğun kendisi. Unutmayın, her gün, her an, harikulade neşeli, huzurlu ve sevgi dolu “olmayı” seçebilirsiniz. Bu bir seçim ve sizin seçiminiz. Güne öncelikli işlere öncelik vererek başlayın; ustalığınıza sahip çıkın; bugün “olmak” istediğiniz kişiyi yaşayın!

Yazar: Yanni Maniates
 

July 31

>> Haluk Levent >> İçimde Ölen Biri Var

Bana birşeyler anlat,  canım çok sıkılıyor
Bana birşeyler anlat anlat,  içim içimden geçiyor

Yanımdasın susuyorsun, susuyor konuşmuyorsun
Bakıyor görmüyorsun

Dokunsan donacağım,  içimde intihar korkusu var
Bir gülsen ağlayacağım bir gülsen kendimi bulacağım

Depremler oluyor beynimde dışarıda siren sesi var
Her yanımda susmuş insanlar susmuş
İçimde ölen biri var

Vayyyy  vayyyy  vayyyy  vayyyy  vayyyy  vayyyy

Hadi birşeyler söyle,  çocuk gözlerim dolsun
İçinden git diyorsun,  duyuyorum gülüm
Gideceğim son olsun

Yanımdasın susuyorsun, susuyor konuşmuyorsun
Bakıyor görmüyorsun

Dokunsan donacağım,  içimde intihar korkusu var
Bir gülsen ağlayacağım bir gülsen kendimi bulacağım

İçimde soluyorsun,  iki can var içimde
Korkular salıyorsun üstüme korkular heran başka biçimde

Depremler oluyor beynimde dışarıda siren sesi var
Her yanımda susmuş insanlar susmuş
İçimde ölen biri var

Vayyyy  vayyyy  vayyyy  vayyyy  vayyyy  vayyyy
 
July 29

Ve nedense bütün kırmızı ışıkları üzerime yaktın!!!

Sen bu şiiri okurken
Ben çoktan bu şehirden gitmiş olacağım
Artık ne özlemlerimi duyacaksın bıçak yarası
Ne de telefonların çalacak gece yarısı
Ve bu zavallı yüreğim olmayacak artık
Kaprislerinin hedef tahtası…
Seni sana
Beni bir akıl hastanesine
Bırakıp gideceğim bu şehirden

Nasılsa kavuşamadım sana
Nasılsa dudaklarının kıyısına varamadım
Nedense bütün çıkmaz sokaklar adresim oldu
Ve nedense bütün kırmızı ışıkları üzerime yaktın
Ne yaptımsa
Bir türlü sana yaranamadım
Artık adressiz
Işıksız
Ve öylesine ıssızım
Dünlerin kadar eskiyim
Verdiğin acılar kadar paslıyım
İşte çıkıp gidiyorum hayatından
Nasılsa fark etmez senin için
Belki çok şanslı
Belki de en yaşlıyım…
Artık
Pusulam hasreti
Saatim yalnızlığı
Ve takvimler sensizliği gösteriyor bana
Neylersin
Yolcu yolunda gerek
Belki bundan sonra
Belki senden sonra
Adam olur bu “asi yürek”
Ve dersini alır da bu sevdadan
Bir daha
Boyundan büyük denizlere
Asılmaz kürek

...

AHMET SELÇUK İLKAN 

July 26

Üzüleceksin... (genelde benim için kullandığın bir sıfat ):

Öğreneceksin beni sevmeyi
Unutmasan da geçmişi
Yaşanmışı ve bitmişi
Duyacaksın sesimi
Senin için çarpan yüreğimi

Üzüleceksin işte o zaman
Boşa oyaladın zamana beni
Görmeye mi yeni başladın
Anlatınca ben kendimi

Seni karşılıksız sevdiğimi..

 

July 18

Her hangi Biri

Dünlere hapsolmuş umutlarıma ulaşılmaz artık
Giderken bilmediğim bir yere bıraktım mutluluğu
Gülümseyemediğin bir aşk düşün
Her sözünün can yaktığı
Her konuşmanın yeni bir gözyaşı olduğu
Ağlarken bile mutlu olmayı öğrenirsin sonra
Hiçbir şey son söz kadar canını yakmaz aslında
Söylenilen önemli değil son olması yeter sana
Gözlerini kapatırsın sonra
Hislerinin fişini çekersin
Boşlukta yürüyorsundur ama kimin umurunda
Her sabah uyanıyorsun diye yaşarsın sadece.
qp
 

July 10

Mavi Mavi...

Çile kokladım karanfil niyetine
Sabrı okşadım zorladım sen diye

Baktım dünyaya senin gözünle
Hep savaş hep yıkım ateşler içinde

Mavi mavi gözlerinde hep sitem mi var
Yoksa insan sevdiğine böyle mi bakar

Mavi mavi gözlerinde top tüfek mi var
Böyle haksız bir savaştan kim galip çıkar

Bir demet beyaz karanfil ne işe yarar

Mavi mavi gözlerinde hep sitem mi var
Yoksa insan sevdiğine böyle mi bakar

Mavi mavi gözlerinde top tüfek mi var
Böyle haksız bir savaştan kim galip çıkar

July 09

Aşk (beni) teğet geçer

Yine bir yolun sonundasın. Hayat uzun, çakıllı, bazen genişleyen bazen daralan, düzlükler ve engebelerle dolu, iki yanı ağaçlarla kaplı uzayıp giden bir patika. Bu patikada genellikle tek başına yol alırsın. Önceden başına gelmiştir, bilirsin kimseye yaslanmadan kendi yolunu kendin çizmen gerektiğini ve sonunda hayal kırıkları yaşayabileceğini. Ancak yüreğinin derinliklerinde hep, bir şeylerin yokluğunu hissedersin. Yine de umursamazsın bu duyguları, bir nevi zayıflıktır senin için böyle hissetmek ve bastırırsın. Günlük telaşlara dalıp gidersin. Bazen yaya, bazen bulduğun bir vasıtayla ilerlersin kendi yolunda. Yapmayı tasarladığın ve ertelediğin onca şey önünde yığınla birikir ama bunaltmaz, aksine hayata "bağlanmak" adına bir şeyler bulduğun için memnunsundur hayatından. Kafanın içinde her şey planlı programlıdır, planlarında yer olmayan şeylere kesinlikle kapalıdır kapıların...

 Bir gün, kendini bir telefon beklerken bulduğunda, durumu kabul etmezsin ilk başta ve kendini kaptırmama adına donanımlı olduğunu düşünerek kaygı bile duymazsın. O'nun, sana özel bir his besleme ihtimali de düşündürür seni bir yandan. Tüm düşünceleri kafandan uzaklaştırıp reddedersin içinde O'nun ilgisini ya da O’na duyduğun ama kendine bile henüz itiraf etmediğin ilgini. Kendini savunma metotlarının devre dışı kaldığı olaylarla burun buruna geldiğinde her şey kontrolünden çıkmıştır artık. Çevrende mutlu olmayı başaran tüm çiftleri düşünürsün ve geçmişte yaşadığın hayal kırıklıkları gelir gözünün önüne.. Riske girmeyi göze almak değil, risk almak boyutuna gelirsin. Artık ne kendini zapt edebilirsin ne zamanı durdurabilirsin ne de O'nunla geçirdiğin her ânın enstantane olmasını engelleyebilirsin. O'nu hatırlatan bir bakış, bir nükte, bir cümle senin için özel bir anlam kazanır. Mantığını devre dışı bırakarak duygularının peşinden sonuna kadar gitmeye karar verirsin, sonunda uçurum da olabilir, çölde bir vaha da...İlk önce emin adımlarla ilerlersin. Duyguların tüm çıplaklığıyla O’nun gözleri önüne,gururun rahatça çiğneyebileceği şekilde O’nun ayakları önüne serilmiştir. O'nu, aslında senin de mutluluğu aradığına, gerçek aşkların arasına zaman ve mesafe girmeyeceğine ikna etmek için tüm benliğinle çırpınırsın, bakışlarınla yalvarırsın adeta, bir umut var mıdır acaba diye gözlerinde o ifadeyi ararsın. Günlerin beklemekle geçer, ararsa neler söyleyeceğini, nerelere gideceğinizi, neleri açıkça soracağını kurarsın hep kafanda, beklersin, beklersin…Zaman geçer ve bu beklemenin de bir sonu olacak bilirsin, ama aradan zaman geçtikçe son bir atakta bulunma isteğini bastıramazsın. Her attığın adımda senden biraz daha uzaklaştığını hissedersin. O hiçbir çaba göstermeyerek sadece seni yargılamış, hep açığını yakalamaya çalışmış ve senin için zerre kadar çaba sarf etmemiştir. İlgisiz mi yoksa kafası mı karışık? Çözmek için neleri feda edersin? Sonuçta kapını aşındıran ve düşüncelerini bulandıran O değil miydi? Sanki asırlarca duran eski ve tozlu bir sandıktan, duygularını derinlerde bulup çıkararak uyandıran “O” değil miydi? O’nun acizlikleri, zaafları, sence olumsuz olan yanları ilk tanıştığınız zamanlarda gözüne sürekli çarparken şimdi nereye kayboldular? Neden bunları düşünüp daha yolun başındayken vazgeçmez insan? Kendimizin de mükemmel olmadığımızın farkında olmamızdan ileri gelir belki bir insanı tüm sıradanlığına ve çarpıklıklarına rağmen içinde büyütebilmek. Çabasızlığına içerlersin ama içinde kırık dökük bir umut barındırırsın yine de, ta ki O'nun gözlerinde o ışıltının kaybolduğunu görene kadar, ta ki bir veda bile etmeden bulunduğu toprakları terk edene kadar…

 Hayat, aslında nasıl olduğunu tahmin ettiğin ama hep görmek istediğin bakış açısıyla bakmayı tercih ettiğin bir yol. Hayat yolunda biri uğruna girdiğin ara sokaklardan tekrar asfalta çıktığında, ışıklar ve çevrendeki kalabalık önce anlamsız ve boş gelir sonra da eskiden bulundukları konumlarını tekrar kazanır. Evrendeki konumumuz belki kumsaldaki bir kum tanesi boyutuyla bile ölçülemez ama kendi dünyamız alabildiğine geniş. Dönem dönem dünyamızın merkezine farklı şeyler yerleşir kendiliğinden ve bu resmigeçidi hayretle izlemek düşer bize. Her şeye rağmen içindeki fırtınaların, rüzgarların bir süre sonra dinginleşeceğini bilirsin. Bir efsane yaratmak için tüm çabalarına rağmen aşk sadece “teğet” geçer…


 
by 
by 
by 

Video

Kardeşim için yaptığım video!

 

Sansüre Sansür

www.sansuresansur.org

Custom HTML

Bizi gidi bizi! Netteki tek doğru dürüst paylaşım sitesi.
Ekshi!...

Custom HTML

İşte buna "Tıklayın"
Çünkü imzana ihtiyacımız var!!!
Bende varım!

Custom HTML

YASAL UYARI!

Ey Ahali!!
Eş dost başvurularınız okunup gülünmekte akabinde
:elianlındasimleyi:
Hey Allahım denmektedir! Daha sonra da özenle silinmektedir! Arkadaşlarınızı elden mektup verebilme uzaklığından, eşinizi de mahallenizden seçmeniz şiddetle tavsiye edilir!

Cv’nizi alıp en yakın sağlık kuruluşuna gidiniz!
( Benim gönderdiğimi söylemeyin devlet baba iki kat para alır.)

Duyurularımın en sade hali budur ilerleyen günlerde bu duyurunun muhatabı insanlar kendilerine çeki düzen vermezlerse
AİHM gitmekten çekinmem!

Custom HTML


Meraklı bilgilendirme formu


1. “qp” benim imzamdır. Altında yanında içinde “qp” olan her şey bana aittir.


2. İletilerinize hiçbir şekilde cevap yazılmayacaktır. (huyum değil)


3. ASLA arkadaş falan aramıyorum. (Biri demişki arkadaş falan aramıyorsan ne yapıyorsun spacede? Forum muamelesi yapıyorum ben buraya paylaşımlarımı yaparım yorumları okurum bu kadar. Kendilerinede başka siteler öneririm. Millet gönüllü yazılmış o sitelere git orada ara ya arki falan dett :oklava: Yüz yüze konuştuğum sağlam dostlarım var hepside bana yetiyor başka kimseye ihtiyacım yok


4. “Tanışalım mı” diye yorum olmaz. Yorum yapmasını bilmeyenler uslu dursun bir zahmet. (seviyenizi belli ediyor yorumlarınız tamam da silmek zor oluyor ) Haddini bilmeden yorum yapanların %80’ni bayan aşk olsun kızlar.


5. Telefon numarası verenler ne ayaksınız ya hele yorumuna yazanlar burası herkese açık bi spaces yani nete giren herkes alabilir. Hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmem.


6. Duyuyorum ben sanıp MSN’de konuştuklarınız varmış ALTINI ÇİZEREK SÖYLÜYORUM MSNDE KİMSEYLE KONUŞMUYORUM YABANCI KİMSEYİ MSNİME EKLEMEM. Eklemeyi de düşünmüyorum.


7. Spacen kafasına bişi düştü bu arkadaş kabul etme mevzusunda aylar sonra izin verdi.


8. Rahat durmayanlar olduğu müddetçe yeni maddeler eklenecektir.


10 Ocak 08
Photo 1 of 54

Custom HTML

Tıklama SAKIN!
Blogum!
Karıştırma lütfen.

Blogum...

Bayanlar baylar, yazanlar yazmayanlar Eyvallah! (;

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
ASALET SEVGİ SAYGIDIR SAYG...wrote:

asalet asaletinyeter  

 
   
Kimseler Görmesin diye Gözlerimde SEL SEL taşan YANLIZLIĞI, kİMSELER DUYMASIN DİYE SESİMİ ışık SIZMAYAN bir odanın KARANLIĞINA koydum. UNUTSUN BENİ DAĞLAR, unutsun beni yolar ,unutsun beyaz güller..Kayboldum DERTLERİMLE denizlerin

ASALET BEYAZ GÜLÜM

 

3 çeşit dost vardır;Birincisi ekmek gibidir her zaman istersin.İkincisi ilaç gibidir lazım olunca ararsın.3üncüsü mikrop gibidir

o gelir seni bulur.Allah herkesi mutluluk yağmuru altında şemsiyesiz bıraksın...! (amin)
Başlığı ve mesaj alanını düzenlemeden önce özelleştirme değişikliklerinizi kaydetmek için Kaydet'i tıklatın.

ASALET BEYAZ GÜLÜM

May 31

Rüyalarımda Sevdim Seni

   
Dün gece seni gördüm rüyamda
Çok perişan bir halin vardı...
Saçların dağınık gözlerinde nem
Bana güzel bir şey söyle dedin
Neşe dedim,sevgi dedim,aşk dedim.
Hıçkırarak yetmez dedin
Dün gece söyleyemediğimi söylemek istiyorum
Seni çok ama çok seviyorum !!!

Rüyam...artık yeter!

Geceleri neden severim bilir misin?
İnsanlığın pisliğini örten bir perde gibidir
Geceleri neden yalnız kalırım bilir misin?
Tüm saf güzelliğinle benim olduğun için
İşte böyle bir gece
Yine seninleyim
Her çirkeften uzak baş başa
Dizlerime uzanmışsın
Tatlı tatlı bakıyorsun yüzüme
Islak dudaklarından bir buse alıyorum
Tatlı tatlı bakıyorsun yüzüme
Of tanrım beni sakın uyandırma
Eğer sonsuzluk onunla geçireceğim
Rüyalarda olacaksa ben ona
Çoktan razıyım.


Rüya!!!
Yanağımda sımsıcak bir öpüş,
Kulağımda kalan o büyülü kelimeler,
Yüreğimde onun sevgisi,
Aklımda gelecek hayalleri,
Ellerimde ellerinin sıcaklığı var.
Gözlerim mutluluğumun ışıltılı aynası.
Sen benim mucizevi hayalim.
Sen benim güneşim,rüzgarım,suyum,özlemim.
Belki yıllar yılı seni beklemişim,
Belki yıllar yılı sevgine susamışım.
Nihayet seni tanımışım.
Artık ne endişem var hayata
Ne de gecelerin sessizliğini ürperten korkularım.
Bilir misin bilmem ama
Seni öyle andım ki bu gece,
Belki de anlamışsındır, kalplerimiz bir diye.
Bu gece öyle güzel ki gökyüzü.
Yıldızlar sayamadığım kadar, sevgimin gücü gibi.
Bu gece hava yağmurlu değil, sisli sadece.
Belki unutulmanın korkusu var biraz bende,
Belki sonsuzluğa erişememe, ölümsüz aşkı doyasıya tadamama korkusu...
Ama bilirim, bir yerlerlerde beni düşünür,
Gözlerimi getirirsin gözlerinin önüne,
Düşlersin yine yanı başına oturuşumu.
Şimdi sen olmasan da yanımda,
Hayalin vekilindir her gece yanımda.
Yine tatlı sözlerle uyutursun beni bu gece de.
Aman emin ol bu rüya bitmesin diye...

 

Rüya Bitti

(Sevgimize kurban mı aradık, kurbanların arkasından mı ağladık,
kurbanı mı sorguladık, kurban olurum diyenlere mi inandık...)

Affet beni, yanlış karar versem de ben
Beni benden daha çok seven oldun sen
Hadi gel desem gelirdin olduğun yerden
Hakaretlerime sendin olgunluk gösteren

Bilmiyorsun neler çektim neler hayatım
Önceleri seni naz kapris yapıyor sandım
Herkes yalana sarılmış hep kaygılandım
Sende de yalan çıkınca nefretimi anladım

Yalanla başlamışsın beni de yaktın aşkla
Yoksa çoktan buluşmuştuk biz bu yolda
Kılıç gibi aşkımız güneşi delerken ufukda
Yalanın bana saplandı tez canımı alsanda

Şaşırt beni bir kere olsun doğruyu söyle içinden
İki gözümdün kaç bin kere sildim adını dilimden
İçim gidiyor çok üzdün beni vursanda derinden
Yalanı unut yoksa gemiyi batırırım ilk seferinden.

 

Apr. 26
Prens SANALwrote:
Nov. 28
No namewrote:
yaşam dedğin bir kurşun kadar hızlı bir kaplumbaga kadarda yavaş akar bazen.insan hızını ayarlaya bilirse bu akışa kafa tutabilir ancak.okuyandan da okumaya çalışandanda hayatın her alanıana selam olsun .......
Nov. 24
osman aydınwrote:
sitesinde düzeyli yorum yapın diye çığırtkanlık yapanların görmesi geeken bir site
çünkü düzeyli yorum böyle mükemmel duygularla yapılmış sitelere yapılabilir ELLERİNE SAĞLIK
GERÇEKTEN YAŞAMIŞSIN BE ABİ benim nacizane sitemede beklerim
osmanydin2007.spaces.live.com
Oct. 29
çok güzel yapmışsın bravo
insan spaceste gezince
içi açılıyor devamını
dilerim hoşçakal
Oct. 23
okuyanlar okumayanlar size de eywallah ;)
slm leyyyn millet ..takılmayın fa$la bu alana.duyularınız bozulur :) benden demesi
harbi alan güzel olmuş herkesin dediği gibi dimi :) ..
yeni gördüm alanı .. havamda değilim ama birasdan alana güzel bişi eklemek isterim.
hade byee'nnn-s  :)
Oct. 16
aksarayımwrote:
meraba ben pınar yazdıkların ve eklediklerin çok güzel klip olanüstü olmuş bu benim en sevdiğim şarkıydı
bilgilendirme formunu da çok beğendim ellerine sağlık herşey çok güzel
Oct. 15
Oct. 7
Silencerwrote:
Yorum (Gerekli): Farklılık olsun diye bütün alanları doldurmuşsun..marjinalsin belli ki..kolay gelsin ..ROCK FOREVER Çekici(nblym içimden geldi)
Oct. 6
güzel ve sade bir spaces olmuş herzaman okumaya değer vede güzel yazıların var....
Sept. 27
melekwrote:
güzel bi space :)
klibinde çok hoş olmuş...
Sept. 13
Çqdm Sqdçwrote:

çok gsl bi spaces yapmışın ellerine sağlık herşeyiyle süper böyle devam et...Gülümseme

Sept. 11
fatih efewrote:
hımm sade takılıyosun galıba ama değişik bı spacen var benım çok hoşuma gıttı güzel olmuş ellerıne sağlık efe......
Sept. 10

Konu Yok

Occupation
Location
Interests
Lütfen ileti göndermeden önce spacemdeki yasal uyarıyı okuyun!
Hakkımda başka bilgiler edinmenize gerek yok :mafya:

Güldürmeyin beni arkadaşlar bu bir simley adı ve özellikle iki nokta üst üste arasına yazılmış " :mafya: " probleminiz okumada mı anlamada mı?
by 

Custom HTML

...

Custom HTML

Pardus... Özgürlük İçin...

Feed

The owner hasn't specified a feed for this module yet.

Custom HTML

10 Ağustos 2007 Tarihinde eklenmiştir.